ADD Aydın Şubeleri Davutlar’dan Seslendi

22 Ekim 2017 17:21
ADD Aydın Şubeleri Davutlar’dan Seslendi

“Türkiye Emperyalist Kuşatmadan Atatürkte Birleşerek Kurtulacaktır”

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın İli Şubeleri Eşgüdüm toplantısı 22 Ekim 2017 Pazar günü ADD Davutlar Şube binasında Nazilli Şubesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver Güneş’in başkanlık ettiği ve Aydın’daki ADD Şubelerinin katıldığı eşgüdüm toplantısı divan heyetine Davutlar Şube Başkanı İbrahim Çoban, Davutlar Eski Şube Başkanı Hasan Demirhan, Davutlar Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Simla Çoban seçildiler. Toplantının açılışında Ahmet Taner Kışlalı’nın katledilişinin yıldönümünde anıldı.   

Aydın, Atça,  Söke, Kuşadası, Karacasu, Davutlar, İncirliova, Germencik, Güzelçamlı, Didim Şubeleri ile Yenipazar temsilciliğinin katıldığı eşgüdüm toplantısında şubelerin etkinlikleri yanında ülke gündemine dair konular ele alındı. Bu başlıkta 2 Aylık Şube faaliyetleri değerlendirilmiş,  Dernek işleyişinde yaşanan sıkıntılar çözüm önerileri dile getirilmiş, 2018 yılı Takvim ve Ajandaları, Üye bilgi Formlarının düzenlenmesi,  Burslar, Şube WEB Sayfaları ve Sosyal Medya Hesapları, Genel Kurulu Olan ve Yapılan Şubeler üzerinde durulmuştur.  2 Aylık Çalışma Takviminde Yer Alan Etkinliklerin Çıkarılmış bu çerçevede 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı – 10 Kasım Atatürk’ü Anma- 24 Kasım Öğretmenler günü- 5 Aralık Türk Kadınına Seçme Seçilme Hakkının Verilmesi başlıklarında etkinlikler yapılması kararı alınmıştır.  Jeotermal Enerjinin Kullanımının Yarattığı Sorunlar- Çevre Hareketi değerlendirilmiştir. Yerel günden ve ülke gündemi konularında yapılan açıklamaların ardından Nazan Bozkurt, Alişan Ayhan ve Naşide Çataloğlu Çalışkan tarafından hazırlanan Eşgüdüm sonuç bildirgesi ADD Söke Gençlik Kolu üyesi Alişan Ayhan tarafından okunmuştur. Bir sonraki Eşgüdüm toplantısının İncirliova’da yapılmasının kararı alındıktan sonra anı fotoğrafları alınmış ardından toplantıya son verilmiştir.

ADD AYDIN ŞUBELERİ DAVUTLAR EŞGÜDÜM TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ

“Türkiye Emperyalist Kuşatmadan Atatürkte Birleşerek Kurtulacaktır”

Bugün Türk Milleti’nin birliği, Türk Devleti’nin varlığı ve Türk vatanının bütünlüğü tehdit altındadır. Ülkemiz, bölücü ve dinci terör örgütlerinin oyuncağı olurken, onlara destek verenleri de unutmamak gerekir. Zamanı gelince hepsinin yargılanacağı da bilinmelidir. Atatürk’e, laik cumhuriyete, demokrasiye ve aydınlığa saldırılar gündelik yaşamımızın bir parçası haline gelmiş artık aymazlığa dönüşmüştür.   Saldırı sınır tanımaz bir şekilde Atatürk ilke ve devrimlerine, Atatürk’ün anısına büyük saygısızlığa kadar varmış, Atatürk büstlerine ve heykellerine planlı saldırılar her geçen gün tırmanmıştır. Bu olaylara iktidarın ve muhalefetin yeterli ve gerekli tepki göstermediğine, hatta sessiz kalındığına tanık olmaktayız. Büyük liderimiz Atatürk’ü unutturmak yolundaki dış destekli projelerin ortalıkta uçuştuğu günlerde, ulusal bayramlarımızın bile kutlanmasına yasak getirilmiştir, izin verilmemektedir.

                İktidar temsilcileri tarafından dillendirilen yeni bir devlet kurulduğuna yönelik açıklamalar ülkenin birlik ve beraberliği ile düzen ve geleceği için çok tehlikeli bir söylemdir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak ve yerine yeni bir devlet kurmak kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir ve asla olamaz da. Aslında bu ortaçağ artıklarında yeni devlet kuracak güç de yoktur, kapasite de yoktur. Bunların yeni devlet kuruyoruz sözü, devlet yönetimini gerici kimliklerine uygun olarak şeriata dönüştürmek anlamına gelmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu lideri olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni hiç kimse ve hiçbir güç yıkamaz ki, yerine yeni bir devlet kurulsun. Bu türden açıklamalar ile açıkça Türk halkı kin ve düşmanlığa sevk edilmekte ve ülkede iç savaşın fitili ateşlenmektedir. Devlet kurmak ile Habur'a seyyar çadır mahkemesi kurmayı birbirine karıştıranlar, demokratik ve laik cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşayacağını akıllarından çıkartmamalıdırlar.  Hükümetin TBMM Başkanlığı’na sunduğu Nüfus Hizmetleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Nüfus Hizmetleri Yasası’nın “evlendirme yetkisi” başlıklı 22. maddesine ekleme yapıldı. Bu tasarıyla il ve ilçe müftülüklerinin resmi nikâh kıymasının önü açılarak, müftülüğün görevlendireceği imamların da resmi nikâh kıyması sağlanmış olacaktır. Laik hukukun en önemli göstergesi olan resmi nikah, toplumu birleştiren bir düzenlemedir. Dini makam olan müftülerin evlendirme memuru olarak görevlendirilmeleri, laik medeni kanundan vazgeçiş olduğu gibi, demokratik ve laik cumhuriyet rejimini ortadan kaldırmaya yönelik planlı girişimlerden biridir. Vatandaşlar arasında eşitliğe aykırı olan bu durum karşısında hukuk birliği bir şekilde bozulacaktır. Suudi Arabistan gibi ortaçağ karanlığı yaşayan ülkelerle aynı çizgiyi benimsemek için yapılan değişikliklerin sonucunda laikliği sakıncalı düşünce olarak gören bu çağdışı zihniyet, son on yıl içinde 1000’den fazla imam hatip okulu açmıştır. İmam hatip okulu açmak için elli bin nüfus koşulu yerine, yerleşim birimi merkez nüfusunun beş bin olması kararı da, bütün okulları imam hatipleştirmeye yönelik projelerinin devamıdır. Bunun yanında hemen hemen her yerde çocuklara yönelik cinsel istismar davasında adı geçen Ensar Vakfı ile beş yıl geçerli olmak üzere ‘çeşitli eğitim, seminer ve sosyal etkinlikler düzenlenmesine dair işbirliği’ yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı, gerek öğretim programlarında, gerek ders içeriklerinde, gerekse okul kitaplarında bilimsel eğitime ters düşen bir çok değişiklik yapmıştır. Yapılan değişikliklerin ülkemizi çağdaş dünyadan koparacağı bellidir. Bilimin en temel gerçeklerinden birisi olan Evrim Teorisi’nin ders içeriklerinden çıkarılması başlı başına bir skandaldır. Evrim Teorisi, iktidarın özellikle 4+4+4 sonrasında hayata geçirdiği dindar ve kindar nesil yetiştirme projesine kurban edilmiştir. Yeni ortaöğretim tarih dersleri içeriğinde Atatürk’e, ilke ve devrimlerine daha az yer verildiği görülmektedir. Aslında yapılmak istenen Cumhuriyet devrimiyle hesaplaşmaya çalışmaktır. Okul kitaplarından Atatürk kaldırılarak, ibadet olarak kabul edilen “cihat” kavramının, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin programında okutulması kararlaştırılmıştır. Cihad, insanın maddî-manevî bütün varlığını Tanrı yolunda ortaya koyarak, Hakkın düşmanlarını ortadan kaldırmak için savaşmasıdır. İlkokullara zorunlu olarak konulmak istenen bu kavramın akılla, bilimle, çağdaş bir dünya ve insan haklarıyla ne ilgisi vardır? Bir ilkokul çocuğuna yurttaşlık bilinci, insan ve vatan sevgisi öğretilmeyip, din uğrunda ölmek anlatılmak istenmektedir.

İzlediği yanlış dış politika ile neredeyse sorunlar yumağı haline gelen bir dediği, diğeri ile örtüşmeyen, sürekli yalpalayan AKP iktidarı Suriye’den sonra Irak’ın Kuzeyinde yaşanan referandum sürecinde de kayıtsız kalmış Peşmergeyi ve Barzani’yi kontrol edememiştir.  Bağımsız bir Kürdistan kurulmasının, özellikle ülkemizin ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü tehlikeye atacağını göremeyen ufku dar siyasetçiler, emperyalizmin taşeronluğunu yapmaktadırlar.

Bütün bu tehlike ve tehditler karşısında Mustafa Kemal gibi düşünerek, bilinçli ve kararlı bir şekilde örgütlenerek, demokratik ve laik cumhuriyetimiz için mücadele ederek, ülkemizi yeniden aydınlık günlere getirmek için çalışmalıyız. Bugün Atatürk ilke ve devrimlerinde buluşanların, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında birleşenlerin yeni emperyalist kuşatmalara karşı bilinçli tepki vermeleri gerekmektedir. Bu tepki tarihsel bir sorumluluk olduğu kadar aynı zamanda aydınlık ve güzel günler için de bir zorunluluktur

Büyük önderimiz Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile Bursa Söylevi’ni okumayan, okuyup da anlayamayan ya da özümseyemeyen bir toplum, bugün şeriatın karanlığında ve terör ile bölünmenin eşiğindedir. Ulusal değerlerimiz satılmış, yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz talan edilmiş, tarım ve hayvancılık bitirilmiş, ulusal sanayi yok edilmiş, laik eğitime son verilmiş, yoksulluk ve yolsuzluk ile hukuk dışı tutum ve davranışlar alıp başını gitmiştir. Ülkemizi içinde bulunduğu bu zor koşullardan kurtarmanın yolu yurtseverlikten, tam bağımsızlıktan, emperyalizm karşıtlığından, Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemekten geçmektedir.

Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği nesil olarak, başarısız bir sınav verdiğimiz ortadadır. Ancak gelinen nokta ne kadar kötü olursa olsun, Atatürk’ün takipçileri için umutsuzluğa yer yoktur. Yurtseverler, vatanseverler, ülkesini sevenler bilinçli ve kararlı örgütlenme ile yapacakları haklı ve demokratik bir mücadele sonucunda, bu yaşanılan karanlığı, aydınlığa çevirebilme potansiyeline sahiptirler. Yolumuz uzun ve çok zor ama başaracağız, başarmak zorundayız.

Etiketler: ADD Aydın Şubeleri Davutlar’dan Seslendi

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle